Anasayfa

Diyabet kongrelerinin vizyonu değişiyor
 

Diyabet kongrelerinin vizyonu değişiyor

 Kongre Genel Sekreteri ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Profesör Dr. İlhan Yetkin, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz ve Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil kongre çerçevesinde düzenlenen basın toplantısında habercilerin sorularını yanıtladılar.

45. Ulusal Diyabet Kongresi yarattığı farklılık açısından diyabet kongreleri için yeni bir açılımın da başlangıcı olduğunu söyleyen Kongre Dönem Koordinatörü ve Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. M. Temel Yılmaz, kongre genel profiline bakıldığında pek çok ilki bir arada toplaması açısından ayrı bir önem taşıdığını söyledi.

Prof. Dr. Yılmaz, T.C. Sağlık Bakanlığı’nın resmi olarak ilk kez bu kongreye katıldığını belirterek, Sağlık Bakanlığı’nın Sivil Toplum Örgütleri ile çok daha aktif olarak çalışmalar yürüttüğünü ve bu yaklaşımla birlikte birçok yeni toplumsal projenin hayata geçirildiğini hatırlattı.

İlaç Endüstrisi’nin de diyabet bakım kalitesine bakış açısının değiştiğini söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, “Eskiden daha çok ticari projeler üretilirken, şimdi ulusal ölçekli projeler üretiliyor. Bu projelerin önemi de resmi olarak Sağlık Bakanlığı’na başvurup onay alınmış olması. Sağlık Bakanlığı da bu projeleri başından itibaren sürekli olarak kontrol edip denetliyor” diye konuştu.

Diyabet konusunda eğitimin son derece önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. İlhan Yetkin, ülkemizde mezuniyet öncesi eğitimin üniversiteler bünyesinde birbirine yakın standartlarda gitmesine rağmen, mezuniyet sonrası eğitim konusunda devletin hiçbir katkısının olmadığının bilindiğini söyledi. Prof. Yetkin, Türkiye Diyabet Vakfı, Türk Diabet Cemiyeti, Diyabet Hemşireleri Derneği ve Diyetisyenler Derneği’nin bu konunda çok önemli çalışmalar yürüttüklerini hatırlattı.

Prof. Dr. İlhan Yetkin konuşmasında, 45. Ulusal Diyabet Kongresi kapsamında  Sağlık Bakanlığı’nca onaylanmış projelere ayrılan stantlarla ilgili de şu bilgileri aktardı;

“Bakanlığın onayı ve desteğini almış ya da bilgisi dahilinde yürütülmesi uygun görülmüş olan diyabet konusunda toplumu bilinçlendirmek, farkındalık oluşturmak, diyabetin tedavi izlem programlarını geliştirmek, diyabet alanında görev yapan sağlık ekibi ve diyabetli hastalara yönelik eğitim programları geliştirmek, diyabetin prevansiyonu ve ülke çapında komplikasyonlarını önlemeye yönelik stratejiler geliştirmek üzere hazırlanmış ulusal ölçekli projeleri teşvik amacıyla ücretsiz olarak 6 metrekarelik stant alanı tahsis edildi. Bu özelliklerdeki 6 proje; Türkiye Diyabet Kontrol Projesi, DiyabetTır, 10 Adım, Ulusal İnsülin Eğitim Programı, Diyagram ve Diyabet 2020 ile ilgili bilgiler kendileri için ayrılan stand alanlarında aktarıldı.”

Konuşmasında Diabet 2020 Projesi’ne çok büyük önem verdiklerini söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, “Bu proje, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Uluslararası Diyabet Federasyonu ve Sağlık Bakanlığı’nın ortak olarak onay verip logosunu kullanma izni vermesi açısından önem taşıyor. Bu projeyle, belirlenmiş 10 ayrı başlık altında Türkiye’de diyabetle ilgili olan herkesin işin içine girmesi, düşüncelerini belirterek katkıda bulunmalarının sağlanması amaçlanıyor. Diabet 2020 Projesi kapsamında alınan bu görüş ve öneriler DSÖ ve IDF’e sunularak diyabet açısından Türkiye için düşünce platformunun oluşturulması sağlanacak.” diye konuştu.

Diyabet hızla yayılıyor

Diyabetin, ülkemizde 6 milyondan fazla insanın ciddi sağlık sorunu olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Temel Yılmaz, hayatın her döneminde ortaya çıkması ve hayat boyu sürmesi nedeniyle toplumun her kesiminden geniş kitlelerin sağlığını ve hayat kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi. Prof. Yılmaz’ın verdiği bilgilere göre, Dünya Sağlık Örgütü’nün son istatistikleri, 2000 yılında dünyada 171 milyon diyabet hastasının var olduğunu ve 2030 yılında bu rakamın 366 milyona çıkacağını öngörüyor.

“Dünya Sağlık Örgütü ile birlikte Türkiye çapında yapılmış olan bir çalışmanın sonuçları 2000 yılı nüfusuna yansıtıldığında, Türkiye’de 3,2 milyon diyabetli hasta olduğunu düşündürmektedir” diyen Prof. Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:

“Her üç hasta hastalığının farkında olmadığından henüz tespit edilmemiştir. Yaklaşık 2.8 milyon kişi ise diyabet gelişme riski normale göre yüksek olan  gizli şeker hastalarıdır. Sonuç olarak diyabet, ülkemizde yaklaşık % 7’lik bir grubu çok yakından ilgilendirmektedir. XXI. yüzyılda yeni teknoloji ve çalışma koşullarının toplumun gündeme getirdiği yeni sağlıksız yaşam modelinden kaynaklanan diyabet bir salgın olarak tüm istatistiki tahminleri alt üst edecek derecede tüm ülkelerde hızlı bir artış ve yayılma göstermektedir. Diyabetle mücadele açısından Birleşmiş Milletler’in diyabetin önemli bir sağlık sorunu oluğunun altı çizilerek, kendi tarihinde 3. kez bir hastalıkla ilişkili olarak uluslararası sağlık otoritelerinin global anlamda iş birliği yaparak mücadele etmesi gerektiğine ilişkin bir karar aldı. Birleşmiş Milletler Tüberküloz ve AIDS’ten farklı olarak diyabet gibi bulaşıcı olmayan bir hastalık için alınan bu mücadele kararı ayrı bir önem taşıyor. Çünkü bulaşıcı olmayan ama salgın bir hastalıktan bahsediliyor.”

“Diyabetle mücadele, sağlıksız hayat modeliyle mücadeledir”

“Diyabetle mücadele”nin  bir anlamda 21. Yüzyılın bizim gündemimize getirdiği sağlıksız yeni hayat modeliyle mücadele anlamına geldiğinin altını çizen Prof. Dr. Yılmaz, ülkemizde bu anlamda halen çözüm bekleyen sorunlar ve çözüm önerilerine ilişkin şunları anlattı: “18 yaş altı tüm diyabetli çocuklara bir bürokrasi olmaksızın kayıtsız şartsız insülin verilmeli. Şu anda veriliyor ama çok uzun bir bürokrasisi var. İnsülin kullanan çocukların özel bir statüsü var, bunlar günde 4 kez 5 kez insülin iğnesi oluyor, kan şekerini ölçüyor, bir çok yemeği yiyemiyor, spor yapmalı, egzersiz yapmalı, özel beslenme saatleri olmalı. Bunlara öncelikli olarak iş imkanının sağlanması gerekli. İş başvurularında diyabetli olduğunu öğrenince örtülü bir takım engeller oluyor. Resmi ve özel kurumlardaki bürokrotik işlemlerde insülin kullanan veya yaşlı diyabetlilere öncelik sağlanmalı. 5 milyon çocuğu biz kendi elimizle kantinlerde fast food kültürüne alıştırıyoruz. Okula gidene kadar bu yiyecekleri tanımayan çocuklar zamanla adeta bağımlısı oluyor. Bizim de bu alanda yürüttüğümüz çalışmalarımız var.”

Yağlar gizemini koruyor

Bugüne kadar diyabet ve insülin konusundaki bilimsel çalışmalarda vücuttaki şeker üzerinde yoğunlaşıldığını söyleyen Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, diyabetli hastalarda önce kandaki yağların yüksekliği  keşfedilmiş olsaydı, diyabet insülin eksikliğine bağlı bir yağ metabolizma bozukluğu hastalığı olarak tanımlanırdı diye konuştu. Araştırmalar sürdükçe yağların ne derece heyecan verici moleküller olduğunun ortaya çıktığını belirten Prof. Hotamışlıgil yaptıkları çalışmalara ilişkin bilgi aktardı.

 

 

 




» Bu sayfayı tavsiye edin
 
Diyabet hakkında bilmek istediğiniz tüm bilgilere web sitemizden ulaşabilirsiniz.
Adres: 19 Mayıs Mahallesi, Halaskargazi Caddesi, Sima Apartmanı, No:154 Kat:6 Daire:6 Şişli / İstanbul Tel: 0212 296 05 04 Fax: 0212 296 85 50