Diyabet 2020 Projesi hayata geçiriliyor
Türkiye Diyabet Vakfı koordinatörlüğünde yürütülen Diyabet 2020: Vizyon ve Hedefler projesi başarılı bir şekilde ilerliyor. Diyabet 2020: Vizyon ve Hedefler projesi kapsamında düzenlenecek olan üç çalıştaydan ilki olan “ Türkiye’de Diyabette Mevcut Durum ve Hasta Bakım, İzlem ve Tedavi Kalitesindeki Sorunlar Çalıştay”ı 11 – 12 Eylül tarihleri arasında Bodrum Princess Otel’de gerçekleştirildi. Yapılacak olan bu ilk çalıştayda projenin tüm paydaşlarının katılımı ile ülkemizde diyabet alanındaki mevcut durum ve sorunların ortaya konması hedeflendi.

Türkiye’de diyabetin tüm yönleri ile mevcut durumu ve sorunlarının bir fotoğrafının çekilmesinin amaçlandığı çalıştayda Türkiye'nin diyabet alanı ile ilişkili kuruluşlarının temsilcileri ve önde gelen akademisyenlerden oluşan yaklaşık 150 kişi bir araya geldi. Çalıştayda 11 çalışma grubu başlığı altında mevcut durum ve sorunlar tartışılacak ve her grup sonuçlarını bir rapor olarak sunuldu.
Çalıştay öncesinde düzenlenen basın toplantısında konuşan Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. M. Temel Yılmaz, Diyabet 2020'nin bugüne kadar ülkemizde yapılmış ve sivil toplum örgütlerinin bu kadar en geniş platformda bir araya geldiği ilk “ortak akıl projesi” olduğunu söyleyerek, projenin hedefinin diyabetin hızlı yayılmasını ve diyabete bağlı komplikasyonların gelişimini mümkün olduğunca kontrol altına almak ve ülkemizdeki diyabetlilerin tedavi, izlem ve bakım kalitesini yükseltmek olduğunu söyledi.
Diyabetin kompleks bir hastalık olduğunu ve toplumdaki prevelansının çok yüksek olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Yılmaz, “Şu anda bizim ülkemizde 6.5 milyon hasta olduğu tahmin edilmektedir. Bütün bilinen istatistik hesaplarının üstünde çok hızlı bir şekilde yayılmaktadır. Bunda en önemli neden 21.yüzyılın bizim gündemimize getirdiği yeni hayat modelidir. Diyabet her yaşta ortaya çıkan bir hastalıktır. 0 yaş ile 90 yaş arasında ortaya çıkar. Ortaya çıktığı zaman bilinen tedavisi yoktur. Mevcut tedaviler ancak hastalığın organ hasarı yapmasını önlemek içindir. Diyabet iyi tedavi edilmezse çok ciddi ağır organ hasarlarına sebep olur. Dünyadaki ilk beş sıradaki ölüm nedenlerinin içinde kalp hasktalıkları ve kanserden sonra en önemli ölüm nedenidir. Diyaliz ünitesinde yatan her iki hastadan biri diyabetlidir. Hipertansiyonun altındaki en önemli neden , ve felçin altında yatan bir numaralı sebep diyabettir. Ve Avrupa'da 20 yaş üstü körlük nedenleri içerisinde diyabet birinci sıradadır” dedi.
Nerdeyse nüfusun%10'unu ilgilendiren, ortaya çıktığı zaman da hayat boyu süren ve ağır organ hasarıyla seyredebilen diyabet için dünyadaki bütün sağlık otoritelerinin son on yılda alarm durumuna geçtiğini ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, “Dünya Sağlık Örgütü bu hastalıkla ortak mücadele stratejisi geliştirmek için karar almıştır. Birleşmiş Milletler bundan üç yıl önce kendi tarihinde ilk kez, bulaşıcı olmayan bir hastalığa karşı dünyadaki tüm kuruluşların bir ortak stretaji oluşturması yönünde kararı almıştır. Diğer iki hastalık tüberküloz ve AIDS'tir. Çünkü diyabet ortalama insan ömrünü kısaltan, hızla ilerleyen, bütün organlarda bozukluk yapabilen, şu anda çağımızın en önemli hastalıklarından bir tanesidir” dedi.

Türkiye'de 6.5 milyon diyabetli ve 3.2 milyon da klinik diyabetli bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, “Buna karşılık ülkemizdeki endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı sayısı 300 civarındadır. Bu her doktor başına düşen hasta sayısı aşağı yukarı 11 bin kişi olduğu anlamına gelir. Bu nedenle bizim ülkemizde diyabet kötü bir şekilde tedavi edilmektedir. Bir Türkiye çalışmasında Tip 2 diyabetli hastanın insüline başlama zamanı ortalama 9.6 yıl olarak çıkmıştır. Aynı çalışmada insüline başlandığı zaman organ hasarları incelendiğinde hastaların %72 sinde makroanjiyopati adını verdiğimiz koroner hasarı, hipertansiyon, diyabetik ayak gibi bozukluklar, %61.3 ünde de mikroanjiyopati ismini veridiğimiz göz hasarı, böbrek hasarı gibi birçok hasarlar ortaya çıkmıştır. Bu ne demektir? Bu şu anlamda diyabetin etkin tedavisine başlandığı zaman ülkemizde aslında hasta açısından organ hasarı %60-70 arasınadır. Yani iş işten geçmiştir. İnüslin diyabetli hastanın tüm hayatında ana tedavi çizgisi noktasıdır. Türkiye'de nüfusu aynı olan Avrupa ülkelerine göre insülin kullanım oranı üçte bir daha azdır. Hem insülin kullanım oranı azdır. Bu nedenle de çok ciddi ve ağır organ hasarları var. Bizim ülkemizde milyonlarca insanın sağlık hizmetindeki ciddi sorunlar ve ciddi aksaklıklar oluşturmuştur” dedi.
Bu projenin hedefi nedir?
Bu projenin ana hedefinin diyabetin çok hızlı yayılmasını mümkün olduğu kadar kontol etmek, ülkemizdeki diyabetli hastaları etkili birşekilde izlemek ve tedavi etmek, diyabete bağlı organ hasarlarını kontrol altına almak ve diyabetli hastanın hayat kalitesini mümkün olduğu kadar arttırmak olduğunu bildiren Prof. Dr. Yılmaz, “Bunun için uzun soluklu, vizyon ve steratejileri üzerinde uzun uzun üzerinde konuşulmuş tartışılmış, multidisipliner katılımcı ve 2020 yılına kadar sürmesini planlanan bu proje geliştirilmiştir. Projenin amaçlarını “Genel Erimli Amaçlar”
• Türkiye’de diyabetten korunma, diyabetin etkili bir şekilde tedavi edilmesi ve komplikasyonlarından korunma sağlanması • Diyabette ulusal hedefler ve stratejiler geliştirme süreci için Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) üyesi kurumlar ve ülkeleri için model ortaya konması ve “Kısa Erimli Amaçlar” • Diyabet 2020 dokümanının geliştirilmesi • Diyabet konusunda bilimsel tartışma ortamına katkıda bulunulması • Türkiye’de diyabet konusunda farkındalığın artırılması olarak ifade edebiliriz. Bu proje Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası ve Diyabet Federasyonu tarafından aktif olarak izlenmektedir. Toplantıda Sağlık Bakanlığı'nın da temsilcileri bulunmaktadır. Bu günkü ana toplantıya Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi, Uluslararası Diyabet Federasyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin iki komisyonu, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı altı genel müdürlük temsilcileri Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı Sağlık İşleri Daire Başkanlığı katılmaktadır. Türk Tabibler Birliği, Türk Eczacılıklar Birliği, Türk Kardiyoloji Derneği, İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği, Aile Hekimliği, pretisyenler ve şu anda ismini sayamayacağım aşağı yukarı 30 civarında kuruluş bu projeye aktif olarak katılacaktır. Bu projede ülkemizdeki diyabetle ilgili sorunlar 11 başlık altında o konunun uzmanlarından oluşan bir ortak akıl ve ortam beyin fırtınası şeklinde tartışılacak. Bu çalışma gruplarında sadece konunun uzmanları değil, aynı zamanda diyabetli hastalar, hemşireler, diyetisyenler, ekonomistler, halk sağlığı uzmanları, hukukçular ve ülkemizde bu konu ile doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkili kişiler, bu 11 çalışma içinde çalışmalarını sürdürecek. Bunların sonuçları daha sonra bir ortak rapor olarak hem Sağlık Bakanlığı'na hem Dünya Sağlık Örgütü'ne hem de IDF'e sunulacak. Ve bu toplantılar süreç içinde 2020 yılına kadar sürecek. Türkiye'de bir hastalıkla ilişkili bu kadar kurumun ortak olarak katıldığı bir sivil toplum projesi sağlık alanında şimdiye kadar olmadı. Bu proje eğer başarılı olursa Türkiye'nin dışında gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkeler içinde bir örnek olacaktır” diye konuştu.
Türkiye'de sağlık sisteminin merkezi otorite üzerinde kurulduğunu ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, “Türkiye'nin sorunları büyüdükçe,merkezi otorite her noktaya ulaşamıyor. Teknolojik sorunlar, tıbbi sorunlar... Sağlık Bakanlığı da bundan şikayetçi. Bu nedenle sivil toplum kuruluşları işin içine girmeli ve ortak akıl üretilmelidir.
Diyabet 2020 Proje'sinde gözlemci olarak yer alan Uluslar arası Diyabet Federasyonu Avrupa Temsilcisi ve Avrupa Bölgesi Sorumlusu Dr. Michael S. Hall, IDF'nin diyabetle ilgili olarak tüm tarafları bir araya getiren bir kurum olduğunu söyleyerek, “Diyabetle ilgili endişe veren bir durum, diyabetin oldukça hızlı bir şekilde ve dünya çapında yayılım göstermesi. Avrupa'da nüfusun %10'u diyabetli. Bu endişe verici bir durum. Bir tarafta hastalıkla mücadele eden diyabetliler, diğer tarafta ise diyabetli olduğunun farkında olmayan bireyler var. Tip 2 diyabetliler farkında olmadan 8-10 sene yaşıyorlar. Bu kişilerde ileriki dönemlerde diyabet tanısı konulduğu andan itibaren komplikasyonlar ortaya çıkıyor. Diyabet bedenin her organını ayrı ayrı etkiliyor. Körlüğün ve inmenin en önemli nedenlerinden biri. İngiltere'de inme nedeniyle hastaneye ulaşanların yarısında daha önce farkında olmadığı diyabetin bulunduğu ortaya çıkıyor. İngiltere'de son derece ciddi bir sağlık sistemi var. Ancak yine de diyabetin tanısı konulamıyor” diyor.
Diyabet 2020 Projesi'nin başarıya ulaşmasının son derece önemli olduğunu ifade eden Dr. Hall, “Bu sayede toplumda bilinç ve farkındalık oluşacak. Diyabetlilerin de, sağlık çalışanlarının da, vatandaşların da bilinç düzeyi artaracak. Proje sayesinde toplumdaki farklı kesimler bir araya gelecekler. Hükümet, sağlık çalışanları, diyabetliler, sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek ortak bir çaba içine girecekler. IDF bu çalışmanın içinde bulunmaktan ayrıca gurur duyuyor. Çünkü IDF'in sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapma misyonu var. Bugüne kadar Avrupa Birliği ülkelerinde diyabetle ilgili çeşitli projelere destek verdi. Bu desteği deneyimlerimizden faydalandırmak, yapılan projeye logomuzu vermek, bilimsel toplantılarda konuşmacı olarak görev almak şeklinde veriyoruz” dedi.

Diyabetin DSÖ'nün gündeminde önemli bir madde olduğunu hatırlatan Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Temsilcisi Prof. Dr. Isuf Kalo da yaptığı konuşmada DSÖ'nün diyabeti sadece bir sağlık sorunu olarak değil, sosyal bir sorun olarak da gördüğünü söyledi.
Diyabetin durdurulamayan, artan bir problem olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kalo, “Şu anda dünyada yaklaşık olarak 265 milyon diyabetlinin bulunduğu, 2050 yılında bu sayının 350 milyona çıkacağı öngörülüyor. Yetişkin nüfusun %60'ı bu hastalıktan etkileniyor. Diyabet sadece günümüzü değil, geleceği de etkileyen bir sorun. Günümüzde çocuklar %25 oranında daha fazla diyabet geliştiriyorlar. Diyabeti önemli kılan durumlardan biri de komplikasyonları ve insan ömrünü kısaltan bir hastalık olması. Diyabetliler, kan şekerlerini iyi kontrol etmedikleri takdirde sağlıklı insanlardan 10 yıl daha az yaşıyorlar” dedi.
Diyabeti “yüzyılın salgını” olarak tanımlayan Prof. Dr. Kalo, diyabetle ilgili olarak dünyada çeşitli projeler geliştirildiğini ifade ederek, “Diyabet tüm dünyada kurnazca, sinsi bir şekilde insanları öldürüyor. İnsanların yarısından fazlası diyabetli olduğunu bilmiyorlar. Bu açıdan bakıldığında sağlık sistemleri bu sorunu çözmekte yetersiz kalıyorlar. Bu nedenle diyabete karşı resmi sağlık otoriteleri tarafından desteklenen ve sivil toplum kuruluşlarının da içine katıldığı, topyekün bir bir hareket gerekiyor. Diyabet 2020 Projesi'nin böyle bir hareket olduğunu görüyoruz¦” diye konuştu.
Diyabet 2020 Projesi'nde diyabet kontrolü ve iyileştirmesi konusuna bütüncül olarak bakıldığını ifade eden Prof. Dr. Kalo, “Projede önleme, diyabet bakımı, tedavi, mali unsurlar, diyabetli hakları gibi birçok konu yer alıyor. Proje kaynakların 'verimli' kullanılmasını da hedefliyor. Ayrıca projenin en önemli noktalarından biri de 'açıklık'. Herkesin katılabildiği ve fikrini ifade edebildiği bir proje olmuş. Sadece çalışma grupları değil, isteyen herkes bu projenin web sayfasına girerek görüşünü bildirebilir. Bu anlamda bu proje de 'yenilikçi' ve 'katılımcı' bir yaklaşım gözetiliyor. Ayrıca projenin kalbinde 'Türk Deneyimi' yatıyor. Çünkü diyabet her yerde aynı olabilir ancak her ülkenin koşulları farklıdır. Öte yandan her ülkenin kendi kültürü var. Her ülkenin programı kendine özgü olmalıdır. Bu projede Dünya ve Uluslararası deneyimler de işin içine katılarak yeni bir bakış açısı oluşturuluyor. Bu projenin önemi 'Türk malı' olması. Buradan yola çıkarak diğer ülkeler için de model oluşturabilecek bir niteliğe sahip: Dünya Sağlık Örgütü olarak projenin bir parçası olmak bizim için büyük bir onur. DSÖ de gerektiği noktalarda projeye katı verecektir” dedi.
DSÖ'nün temel felsefesi'nin “Küresel düşün ama yerel hareket et” olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kalo, “Bu proje DSÖ'nün bu felsefesini ortaya koyan en temel örneklerden. Yerel bir proje ancak evrensel kriterler de söz konusu. Böyle bir projede DSÖ, hükümetlerin mümkün olduğunca en iyi yaklaşımı seçmelerini sağlıyor. Bu proje DSÖ'nün de faydasına olacak. Çünkü böyle ortaklıklarda biz sadece yardımcı olmuyoruz; biz de çok fazla şey öğreniyoruz” dedi
Herkes fikrini Paylaşabilir: www.diabetes2020.org
‘Diyabet 2020 Vizyon ve Hedefler’ projesi kapsamındaki tüm haberler ve etkinliklere, http://www.diabetes2020.org adresinden ulaşılabilir. Sitede ziyaretçilerin interaktif bir ortamda diyabet konusunda görüşlerini paylaşmasına olanak sağlayan bir de forum bölümü bulunuyor. Diyabet alanında çalışan hekimler, hemşireler, diyetisyenler, eczacılar gibi tüm sağlık profesyonelleri, diyabet hastaları ve hasta yakınlarının bir araya gelerek paylaştığı tecrübeler ve aktardıkları öneriler projenin gelişme sürecine ve Türkiye’nin 2020 yılındaki diyabet vizyonuna katkıda bulunacak. Bunun içinde doktorlardan hemşirelere, eczacılardan diş hekimlerine, diyetisyenlerden diyabetlilere herkesten yaşadıkları sorunları ve önerilerini sitenin diyabet forumunda paylaşmaları bekleniyor.
Sahada diyabetle ilgili çalışan tüm sağlık profesyonelleri; hekimler, hemşireler, diyetisyenler, eczacılar ile diyabet hastaları ve hasta yakınları görüşlerini, yaşadıkları sorunları, önerdikleri çözüm yollarını proje web sitesi ile proje yönetimine ve ilgili komisyonlara iletebiliyor.
Proje kapsamında gerçekleştirilecek olan üç çalıştay ile hem projenin web sitesine girilen çözüm ve öneriler hem de çalışma grupları içinde ortaya çıkan fikirler masaya yatırılarak diyabetle ilgili tüm tarafların katılımı ile mevcut durum ve sorunlar, çözüm yolları ve hedef ve stratejileri içeren raporlar ortaya çıkacak. Ardından ülkemizin 2020 yılına yönelik diyabetle mücadele yol haritası olan Diyabet 2020 Vizyon ve Hedefler dokümanı hazırlanacak ve tüm paydaşların bu dokümana geri bildirimleri alınacak. Final dokümanın bir sempozyumla tüm paydaşlara sunulması planlanıyor.
“Diyabet 2020: Vizyon ve Hedefler” projesi sanofi-aventis’in koşulsuz katkıları ile gerçekleşiyor.
Çalışma Grupları ve Konuları
1. Çalışma Grubu: Diyabetin Önlenmesi ve Korunmaya Yönelik Hedefler ve Stratejiler
* Tip 2 diyabet riskli popülasyonun belirlenmesi
* Tip 2 diyabet riskli popülasyonda diyabetin prevansiyonu
* Tip 2 diyabet riskli popülasyonda diyabetin taranması ve erken tanısı
* XXI. yüzyılın risk faktörleri ile mücadele
o Toplumsal obezite ile mücadele
o Hipertansiyon kontrolü
o Dislipideminin engellenmesi
o Ateroskleroz ve koroner kalp hastalığının önlenmesi
o Fiziksel inaktivitenin giderilmesi
* Diyabetin önlenmesi için maliyet etkili yaklaşımlar
* Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın diyabetin önlenmesi ve korunma alanına etkisi
* Toplumsal farkındalık ve eğitim politikaları
2. Çalışma Grubu: Diyabete Bağlı Komplikasyonların Kontrolü ve Önlenmesi
* Diyabete bağlı komplikasyonların kontrolü ve önlenmesi
o Akut hiperglisemik komplikasyonlar
o Akut hipoglisemi
o Kardiyovasküler komplikasyonlar
o Serebrovasküler komplikasyonlar
o Göz komplikasyonları
o Böbrek komplikasyonları
o Nöropati komplikasyonları
o Diyabetik ayak
* Akut ve kronik komplikasyonlarda tedavi ve izlem algoritması
* Multidisipliner çalışma programlarının geliştirilmesi
* Sağlık profesyonellerinin komplikasyonlarla ilgili farkındalığının artırılması
* Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın diyabete bağlı komplikasyonların kontrolü ve önlenmesi alanına etkisi
* Diyabet hastalarının komplikasyonlar konusundaki farkındalıklarının artırılması ve bilgilendirilmesi
* Komplikasyonlu hastalara destek hizmetlerinin verilmesi
3. Çalışma Grubu: Diyabet Bakım ve İzlem Kalitesinin Geliştirilmesi
* Diyabetli hastanın yaşam kalitesi ve standartlarının geliştirilmesi
* Hastalar ve sağlık profesyonelleri arasındaki iletişimin artırılması
* Hastanın kendi kendine değerlendirme yapmasına yönelik araçlar
* Hastaların davranışlarının sonuçlarıyla ilgili farkındalıklarının artırılması
* Bireysel hasta takibinde kullanılabilecek araçlar
* Etkili tedavi ve izleme için diyabet destek hizmetleri
* Toplumda diyabet hizmetlerinin sonuçlarının ölçümü için araçlar
* Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın diyabet bakım ve izlem sistemleri ve kalitesi üzerine etkisi
4. Çalışma Grubu: Diyabet Sağlık Ekibi İçin Stratejik Yönelimler, Koordinasyon ve Planlama
* Diyabet tedavi, izlem ve bakımında görev alan sağlık ekibinin tanımı (uzman hekim, aile hekimi/pratisyen hekim, diyetisyen, hemşire, podiatrist ve eczacı)
* Diyabet sağlık ekibinde ulusal ve bölgesel ihtiyaçların sağlık alanında belirlenmesi
* Diyabet tedavi, izlem ve bakımında görev alan sağlık profesyonellerinin rolleri
o Birinci basamak aile hekimi/pratisyen hekim
o İkinci basamakta diyabet tedavisi ile ilgili çalışan uzman hekimler
o İkinci basamakta diyabetin komplikasyonları ile ilgili çalışan uzman hekimler
o Üçüncü basamak hekimleri
o Diyetisyenler
o Hemşireler (diyabet hemşireleri ve diğer hemşireler)
o Eczacılar
o Diğer sağlık profesyonelleri
* Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın diyabet sağlık ekibi üzerindeki etkisi
5. Çalışma Grubu: Kademeli Diyabet Tedavi Planlaması ve Organizasyonu
* Birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık ekibinin diyabet ve komplikasyonlarının tedavisindeki rolleri
* Diyabet tedavi ve izlem algoritmalarının geliştirilmesi ve tedavi protokolleri
* Prevansiyon ve kendi kendine izlem programlarının tedavi maliyetleri üzerine etkinliği
* Diyabetlide diğer hastalıkların tedavi planlaması
* Farklı tedavi yaklaşımlarının etkinliğinin değerlendirilmesine yönelik araştırmalar
* Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın kademeli diyabet tedavi planlaması ve organizasyonu alanına etkisi
6. Çalışma Grubu: Diyabetin Ekonomik ve Finansal Yönleri
* Diyabetin ekonomik yönü
o Diyabetin direkt, indirekt ve diğer maliyetleri
o Diyabet tedavisi için maliyet etkili yaklaşımlar
o Tedavi protokollerinde maliyet etkililik
o Geç tanının diyabet maliyeti üzerine etkisi
o Diyabet komplikasyonlarının maliyetinin azaltılması
o Diyabet maliyetleri açısından sağlık hizmetlerinin organizasyonu
o Sağlık ekonomisi ilkeleri ile ulusal maliyet azaltma yaklaşımları
* Sosyal güvenlik kurumlarının diyabetik hastaya yönelik kapsadığı giderler (Tedavi, Takip ve Eğitim)
* Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın sağlık ekonomisi ve finansmanı alanına etkisi
7. Çalışma Grubu: Diyabet Bilgi Sistemleri İhtiyacı ve Ulusal Kayıt Sistemleri
* Diyabet alanında bilgi ihtiyacının ve mevcut bilgi sisteminin değerlendirilmesi
* Diyabet bilgi sistemlerinin bileşenleri, yapısı ve fonksiyonları
* Diyabette sağlık verilerinin izlenmesi ve değerlendirilmesi
* Diğer bilgi sistemleri ile entegrasyon
* Diyabet tedavisinde karar destek sistemleri
* Diyabet tedavi ve izleminde bilgi teknolojilerinin kullanımı
* Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın diyabet açısından bilgi sistemleri ve ulusal kayıt sistemlerine etkisi
8. Çalışma Grubu: Hasta Haklarının Güçlendirilmesi
* Hasta haklarının geliştirilmesi
* Diyabet hastalarının topluma kazandırılması
* Çocuk, genç, erişkin ve yaşlı hastaların sorunları
* Diyabet hastalarının yaşam kalitesinin geliştirilmesi
* Hasta derneklerinin rolü ve katılımları
* Hastaların diyabet bakım ve tedavi planlamasındaki rolü
* Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın diyabetli hasta haklarına etkisi
9. Çalışma Grubu: Diyabette Toplumsal Farkındalığın Geliştirilmesi ve Kamuoyu İletişimi
* Toplumda diyabet farkındalığı ve diyabetle ilgili sağlık arama davranışları
* Toplumda diyabet farkındalığının artırılmasında medyanın rolü
* Medyanın doğru bilginin doğru zamanda iletişiminin sağlanması konusundaki rolü
* Halka yönelik farkındalık kampanyaları (diyabetten korunma, erken tanı ve tedavi)
* Diyabet iletişiminde profesyonel kurumların ve sivil toplum kuruluşlarının rolü
* Diyabet iletişiminde endüstrinin rolü
* Diyabet iletişiminde kamu kuruluşlarının rolü
* Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın toplumsal farkındalığın geliştirilmesi ve kamuoyu iletişimine etkisi
10. Çalışma Grubu: Çocukluk Çağında Diyabet Bakım ve Tedavisinin Geliştirilmesi
* Çocukluk çağı tip 1 diyabet insidansı ve prevalansının belirlenmesi
* Diyabetli çocukların kayıt altına alınması, diyabet ve komplikasyonları ile ilgili verilerin düzenli olarak izlenmesi
* Tip 1 diyabette tedavi ve bakım hizmetlerinin planlanması
* Tip 1 diyabette diyabet sağlık ekibinin tanımlanması
* Tip 1 diyabet konusunda farkındalığın artırılması
* Okul öncesi dönem, okul dönemi ve gençlik döneminde beslenme ve tedavi programları
* Diyabetli çocuklar ve ailelerinin eğitimi
* Diyabet kampları
* Çocuk diyabetli hakları
* Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın çocukluk çağı diyabeti alanındaki etkisi
* Çocukluk çağı obezitesi ve tip 2 diyabet
* Okul öncesi beslenme ve diyabet prevansiyonu
* Okul dönemi beslenme ve diyabet prevansiyonu
11. Çalışma Grubu: Diyabet Sağlık Ekibinin Eğitimi ve Hasta Eğitim Programları
* Diyabetli hasta eğitim ihtiyacının belirlenmesi ve planlaması
* Diyabet hastalarının öz bakım ve izlem yeteneklerinin geliştirilmesi için eğitim programları ve standardizasyonu
* Hasta eğitiminde farklı sağlık profesyonellerinin rolü
* Diyabette medikal tedavi ve bakım hizmetlerinin kalitesini geliştirmeye yönelik mesleki eğitim programları
|