Türkiye Diyabet Vakfı ve Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen Diyabetle Güzel Yaşam Yaz Kampı’nın on altıncısı, kampın artık geleneksel mekanı haline gelen İznik DSİ Tesisleri’nde yapıldı. 13 yıldan bu yana her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen, bazı yıllarda birden fazla tekrarlanan kamp, bu yıl da Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen çok sayıda diyabetli çocuğu ağırladı.
Diyabetli çocukların ve gençlerin hayata uyumlarını kolaylaştırmak, diyabetlerini kontrol etmelerine yardımcı olmak, kendi kendine diyabet bakımlarını gerçekleştirebilmelerini sağlamak, kısacası diyabetli bir birey olarak tek başına ayakta kalma becerisi kazandırmak amacıyla düzenlenen Yaz Kampları bu yıl da amacına ulaştı. Bu sene kampa İstanbul, Kocaeli, Adapazarı, Afyon, Samsun, Adıyaman, Kahramanmaraş, İskenderun ve daha birçok ilden ve KKTC’den 80 tane diyabetli çocuk katıldı.
Bu yıl kampın “ağabey” ve “ablaları” ile birlikte diyabet bakım ekibi de kalabalıktı. Kampta, genç diyabetlilere destek olmak amacıyla deneyimli ve eski kamplara katılmış 15 ağabey-abla görev aldı. Onlarla birlikte bu yılki kampta, yaklaşık olarak 95 diyabetli, çocuk ve genç bir arada oldu. Kampın en küçükleri İstanbul’dan gelen Ezgi ve Gülten’di. 7 yaşındaki Ezgi ve 8 yaşındaki Gülten, aynı zamanda kampın en uyumlu ve başarılı elemanları da oldular. Yaşlarının küçük olmasından dolayı zaman zaman aile özlemi nedeniyle huzursuz olmaları beklenirken, onlar, diyabetli arkadaşları, ağabeyleri ve ablaları ile birlikte adeta yeni bir aile olmanın keyfini çıkardılar.
2008 Diyabetle Güzel Yaşam Yaz Kampı’nda bu yıl diyabet destek ekibi de oldukça kalabalıktı. Kampta çocuk endokrinolojisi uzmanı 5 doktor, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Kocaeli Tıp Fakültesi Tıp Fakültesi’nden 5 tıp öğrencisi, 3 diyetisyen ve 2 diyetisyenlik bölümü öğrencisi 4 hemşire görev yaptı.
Pankreas Gibi Düşünmek
Kampla ilgili olarak Diyabetle Güzel Yaşam Yaz Kampı Koordinatörü ve Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükrü Hatun’la konuştuk:
>> Hem katılımcı hem de diyabet eğitimcisi sayısı açısından bu yıl oldukça kalabalık bir kamp olmuş.
Bu yıl yaklaşık olarak her 3 çocuğa bir tane kamp ekibi görevlisi düştü. Bu kampın başarısı açısından önemli. Bilindiği gibi Diyabetle Güzel Yaşam Yaz Kampı’nda yalnızca diyabetlilerin eğitimi değil, diyabet bakım ekibinin de eğitimi sağlanıyor. Bu açıdan da çok başarılı bir kamp oldu. Bu kampın ana eğitim teması, pankreas gibi düşünmekti. Yani çocuklara, eskiden pankreasları kan şekerlerini otomatik olarak ayarlarken, pankreasın belli bir bölümü çalışmayınca, nelerin meydana geldiğini ve pankreasın çalışmayan bölümünün görevlerini nasıl yüklenebileceklerini öğretmeye çalıştık. İnsülin dozlarına karar vermek için hangi noktaları dikkate almaları gerektiğini vurguladık. Bu konuda çok ilerlediklerini sanıyoruz. Örneğin size ilginç bir anekdot olarak Afyon’dan katılan Yasin’in sözlerini söylemek isterim. Bir ders sırasında, onlara “Eskiden kan şekerinizi pankreas otomatik olarak ayarlıyordu şimdi ne yapacaksınız” dedim. Yasin de cevap olarak, “Bundan sonra biz manuel olarak elle ayarlayacağız” dedi. Yani çocuklara aslında çalışmayan dokularının yerine kendi bilinçlerini, kendi zihinlerini koymalarının gerekli olduğunu öğrettik.
Bu arada bizim kamp yaptığımız İznik bölgesinin, doğası çok güzel. Öyle olduğu için güneş ışığı, gölden esen esinti, ağaçlar, çocuklar, buradaki herkes büyük bir ışık oluşturdu. Birçok çocuğun yüzündeki bulut, kamp biterken dağıldı. Çünkü burada yalnızca diyabet eğitimi değil sağlıklı olma, iyi insan olma, özveri, dayanışma eğitimi de yapılıyor. O yüzden aslında çocukların giderlerken güçlendiklerini, geliştiklerini görebiliyoruz.
>> Kamp ekibi ile çocuklar arasında uyum var mıydı?
Elbette. Bugün kampın son günü. Bu sabah toplantısında bir hafta boyunca ne yaşadığımızı konuştuk. En sonunda vardığımız sonuç aslında şu oldu. Biz aslında diyabetten bir güzellik yarattığımızı düşünüyoruz. Yani insülin, kan şekeri ölçüm araçları, insülin kalemlerinin yanına bilgi, emek, özveri, iyilik, sevgi ve coşkuyu koyarak diyabetten bir güzellik yarattık. Daha doğrusu herkesin katkısıyla yaratıldı. Şimdi o güzelliği çocukların kalbine koyduk, gönderiyoruz. İstiyoruz ve diliyoruz ki burada geçirdikleri bir hafta onları sevinçli bir yaşam hazırlasın. Onları güçlendirsin. Dolayısıyla kendilerine daha iyi bakabilsinler.
>>Kamp katılımcılarının büyük çoğunluğu yeni gelenlerden mi oluşuyordu, ikinci üçüncü defa gelenler de var mıydı?
% 80’ninden fazlasını ilk defa gelen çocuklar oluşturuyordu. Zaten biz buna özen gösteriyoruz. 2 ya da 3. kez gelen çocuk sayısı çok. O da kaçınılmaz çünkü bazılarının tekrarlanması gerekiyor.
>> Kampta bir gün nasıl geçiyor?
Sabah erken kalkılıyor. Saat 07.30 da kan şekerleri ölçülüyor ve daha sonra insülin yapılıyor. İnsülin dozlarına doktorlarla çocuklar birlikte karar veriyorlar. Saat 08.00-08.30 arası kahvaltı. Günde 2 saat eğitim yapıyoruz.
Çocukları 2 gruba böldük. Bir küçük grup, bir de büyük grup. Küçük grup içerdeyken, büyük grup dışarıda dörde bölünerek çalışıyor. O yüzden çok yönlü bir eğitim programı söz konusu.
Günde 2 saat eğitim dışında havuz, eğlence, spor... Bir günümüzü de her yıl olduğu gibi İznik’te geziye ayırdık. Bu kez hepimizi şaşırtan büyük bir kaynaşma oldu. Belki de herkesin coşkusu birbirine eklendi. Herkes kendi başına güzel ama bütün çocukların güzelliği birbirine eklenince 80-90 kişinin bir köşeye toplanması muhteşem bir güzellik ve sinerjiyi ortaya çıkarıyor. Bu kez hepimiz heyecanlıydık hatta mutlu bir heyecan duyuyorduk.
>> Ben bu sefer sizde de bu heyecanı görüyorum, size de yansımış.
Belki evet. Aslında hepimiz burada birbirimize enerji vererek bir hayat sürdürüyoruz. Bizim kampın özelliklerinden biri de Çocuk Ruh Sağlığı Asistanı olması. O da çocuklarla çok yakın oldu. Onlarla ilgili bize bilgiler sağladı ona göre kamp programını yönlendirdik zaman zaman ve hep beraber gerçekten başarılı bir kamp yaptık.
>> Bu kampa özgü başka bir farklılık oldu mu?
Bu kez küçüklerle büyükler arasında çok iyi bir uyum olduğunu söyleyebilirim. Onun dışında eğitim programının çok etkili olduğunu gözlemledim ben. Geçen yıl olduğu gibi Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Uzman olan Oğuzhan Deyneli de bu yıl bizimleydi. Kendisi lise çağlarından beri diyabetli. O da gelip çocuklarla birlikte oldu bir gün boyunca. İki kez de konu anlattı. O da kamp programını güçlendirdi. Çünkü çocuklarla güzel bir ilişki kuruyor. Yaşamını sadelikle, başarıyla sürdüren, diyabetle arkadaş olmayı becermiş bir arkadaşımız. Zaten bizim kampta ki temel yaklaşımlardan bir tanesi diyabetle boğuşmak yerine diyabetle arkadaş olmak, küçük adımların önemine inanmak. Bunları bu defa çok güçlü bir şekilde benimsettiğimizi düşünüyoruz. Bu yıl ki kampın bir başka özgün yanı da bir belgesel ekibinin kampı ve çocukları bir belgesel çekmek üzere filme almasıydı. Çocuklarla onlar arasında da yakın bir ilişki oldu. Biz de mutlu olduk aslında burada yaşananların belgelenmiş olmasına. Onun dışında kamptaki konuşmalardan bir eğitim materyali üretmek içinde bir arkadaş grubu görev aldı. Onları daha sonra ülke çapında kullanacağımız bir diyabet eğitim materyaline dönüştürmeyi düşünüyoruz.
>> Nasıl kullanılacak bu materyal?
Yeni diyabet teşhisi konmuş bir çocuk hastaneye ilk kez yattığı zaman gösterebileceğimiz bir materyal. Belki bu görüntülerle en başında böyle bir başlangıç enerjisi yakalanabilir.. Çünkü kampta ortaya çıkan diyabet bilinci, böyle elle tutulur bir şey. Bu başka zamanlar da, normal klinik çalışmalar sırasında yakalanamıyor. O yüzden kamptaki olumlu enerjinin daha sonra kullanımı için de bir imkan sağlayacak bu belgesel ve diğer dokümanlar. Burada da ilerlediğimizi hissettik.
>> Bu yıl kampın örnek katılımcısı var mıydı? kampa başladığı günle bitirdiği gün arasında çok büyük aşama kaydetmiş biri?
Mesela Ceyda vardı. Ceyda buraya geldiği zaman az konuşan, mutsuz, yüzünde koyu bir bulut olan bir çocuktu. Ama sonuna doğru bugün onu konuşturdum, keyfi yerine gelmiş, yaşama iyimser bakan, hayatındaki zorluklarla baş etme konusunda ilerleme sağlamış, enerji sağlamış birisi olarak ayrılıyor. Kütahya’nın Siva ilçesinden gelen Aykut diye bir arkadaşımız var. O da çok ilerledi benim gördüğüm
>> Genel olarak Türkiye çapında kaç tane diyabet kampı var?
Bizimle yaklaşık 5 kamp var.
>> Çok yetersiz değil mi? Bu konuda yapılabilecek olanlar neler? Sizin önerileriniz neler?
Yetersz tabi. Aslında çözüm diyabetle uğraşan endokrin ünitelerinin kendi izledikleri çocuklar için kamp yapması. Bu nedenle kamplarda görev yapacak ekiplere yönelik bir eğitim programı yapmak gerek. Biz bu konuda çok tecrübe kazandık. Böyle bir eğitim verebiliriz yapabiliriz ama kamp gerçekten gönüllülüğe dayandığı için bu iş için gönüllü enerji seferberliği gerekir. Türkiye diyabet kampları bakımından hakikaten iyi bir durumda değil.
>> Bugüne kadar Türkiye Diyabet Vakfı’nın kamplarında kaç tane çocuğa eğitim verildi?
Yaklaşık 800-900 olmuş olduğunu düşünüyorum. Bu da yani Türkiye de ki diyabetli çocuk sayısının yaklaşık 15/1 i kadar.
|